Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Islanmak..

Resim
Nasıl bir gece biliyor musun? çok yağmurlu ve çok sesli..Ayrıca soğuk..neden yağmur beraberinde hep soğuğu getirir sence? Sigaramın dumanında kirletiyorum yağmuru..Sönmüyor sigaram, tuhaf,üzerime üzerime yağıyor oysa ki..Hala dudağımda, ve hala,hani akıntının biriktiği bir iz oluşur yolun ortasında, işte tam orada ıslanmama çabasından uzakta yürümekteyim..Adımlarım senden uzakta,uzak ta ne ki yağmurun yağdığı her aynı bana oysa..Yine her yer ıslak ve karanlık ve ne kadar benziyor sokaklar birbirine.. Evlerin ışıkları yanmıyor ,pencereden bakan da yok..Ya sen, sen de uyuyor musun sahi, uyanıp baktın mı yoksa? bu arada, senin pencerenden ay da görülmüyordu değil mi? bitti sigaram, hemen bir tane daha yakıyorum..Üstüste asla içmezdim, yanımda olsan şaşırırdın belki, aslında olsan şu anda burada olmazdım..izin vermezdim ki gece yüzüme çarpsın soğukluğunu, yağmur inatla yağsın üzerime.. Kıvrılıp kalabilirdim bir bankın üstünde ya da  Boğaz'ı gören herhangi bir sahil kenarında doğuşunu seyr…

Bilinmeyen..

Resim
herşeyin güzel olacağına inandığım zamanlar canım yandı..birşeylerin yolunda gideceği umudunun kırılmasıyla kalbime saplanan o acıya tepki vermem gerekiyordu. yazık ki bağırıp çağıramam, tepkisizleşirim, bulanıklaşırım, olmam, kalmam.. tükenirim o vakit .. ama ağlarım ve  utanmam da ağlarken, sadece başını omzuna yaslayacağım birisi olmamalı yanımda.. biliyordum ki, bir kişinin yanında ağlamak, İstanbulun ruhsuz kalabalığının orta yerinde ağlamaktan daha fazla küçük düşürücü..zoraki teselli etme çabası birilerinin..çok yavşakça değil mi? derdim, sevgisiz kalıyor oluşumdu, sevecek kimsem kalmıyordu..ben ağlıyordum, insanlar bana zavallı gözüyle bakıyorlardı..kimin umurundaydı ki..güçlü görünüp altında zavallılığı barındırdığım zamanlarımdan ne kadar haberleri vardı? iki damla gözyaşı mı aciz kılıyordu beni..hiç bulamadım cevabını.. daha fazlasını duymak istememe, ne yapacağını bilememe, içinde taşan öfke, ve çok çok büyük bir üzüntü, ağlama isteği de cabası, üstesinden gelememe düşüncesi,…

İstanbul'un Sis Hali

Ne çok sis vardı o gün sahi.. Yanyana oturmuşuz, ayaklarımızı sallandırıp iskeleden, senin geminin geliş yönünü, benim gidişini izleyişimiz saatlerce..ben sendeki sıcaklığın şefkatsizliğinden dem vuruyordum, hava buz gibiydi...bir insan bu kadar "olmayan" olamazdı, yanımdayken değil mi? yalan da olsa inanmak istiyordun; hep bunu söylüyordun sigarandan derin bir nefes çekerek -ki beni hiç öyle isteklice nefesinle sardığını bilmem- rüzgar dumanı üflediğin tarafın tersine esiyordu, senin üflediğin dumanı ben içime çekiyordum ve  benden kendi merhametsizliğini örtecek bir şefkat bekliyordun.. ne kadar adaletsizce.. o gün çok sis vardı evet. Boğazdan kaç gemi geçti o gün, hiç hatırlamam..Rüzgar yoktu ama saçlarım yüzüne çarpıyordu.. ben sana gidelim, üşüyorum dedim. az daha kalalım diye ısrar ettin.. beni de üşütüyorsun bu yüzden demiştin. bu sefer tamamen buz kestim. hava benden sıcaktı. sen uzaktın, yanımdaki adamın gözlerine baktığımda, kendimi göremiyordum..acıydı. Sis vardı, ben …

Kan Kaybı

Bütün kesiklerim kanıyor Tanrım!! İyileşti dediğim bütün yaralarım açıldı, yine o bıçak izleri derimde, kemiğime dayanan, damarlarımı kesen o bıçağın izleri.. Bulutların arkasına saklanmış güneşin aralardan süzülen ışıkları gibi sızıyordu kalbimden ümitlerim.. hiç aklıma getirmedim, nasıl kanamaya başladı birden bütün kesiklerim, nasıl saplandı içime bir kaç kelime, neden bu kadar kurşun gibi ağırdı ki sözleri sahi? bir kaç umudum vardı elimde kalan, biraz gözyaşlarım dindirmeye çalıştığım, hayır olmadı.. kalbim acıyla kapandı yine, örtüldü üzeri, dindirmeye çalıştığım gözyaşlarım yolunu buldu yine bir şekilde taştı gözlerimden.. sonrasında o da ne, kanıyorum gördüm! kandığım için kanıyor olmayayım?? olabilirdim.. olmasaydım da, ölseydim değil mi, ölse miydim?? uyanmayacağını bildiği bir uykuya gömülmek, bilse ki cesedi asla çürümeyecek, korkmazdı benim korkmadığım kadar... ben onda çürüttüm ruhumu, gerisinin bir önemi kalmadı aslına bakarsan..ne kadar yaşıyorum ve ne kadar onda değilim…

çocuk olmak...

Çocuk olmanın hatırlanacak yanı, sen kimseyi sevmesen bile birilerinin seni daima sevmeye hazır bulunduğunu bilmekti. çocuksun,sevimlisin(olmak zorundasın),sevileceksin, herkese bir "baybay" bir"teşekkür ederim" diyeceksin, sarılıp öpeceksin gönülsüz olsa bile.. herkes sana birşeyler verecek,  karşılığında birşey vermen gerekmeyecek.-hayat ne güzel!!- Büyüdün, bu  insanlar senden başka şeyler istemeye başladılar,artık istediğin ne varsa, kolay kolay istenemeyecekler sınıfına girdi, senin hayatını kendi hayatlarına yamadılar, kendi hayallerinin bekçisini "sen" ilan ettiler..sen onların hayallerinin peşinden gitmek zorundasın -artık  güzel değil!!-
İstediğin birşeyi yapmak için mücadele etmek zorunda kaldın, fikrini söyleyebilmek için en basitinden bin kere düşünüp, bin kere lafını yutup, "bir" kere haykırdıktan sonra artık seni hiç susturamadılar..ama dinlemediler de..
Çocuk olmak güzeldi ama seni saf yerine koyduklarında hiç te güzel değildi. can …

His Meselesi

Çok garip bir his kendileri..Sanki sigara dumanını içine çekersin, içine çektiğin ve dışarı üflediğin duman aynı değildir ya; sende birşeyler bırakır, sen kendinden zerreler katarak dışarı verirsn o dumanı..Sonra yeniden çekersin sigarandan, duman kaybolur yavaştan, sen bir daha üflersin..İşte durmadan kaybolan ama odayı doldurduğundan emin olduğum duman gibiydi o hissin ta kendisi..

saçma(la)-lık

Emin ol, o kadar da zor değil.. Havada asılı duran, hani günlerce, haftalarca konuşmayıp, beynimizde dönüp dolanan, birbirimize ağzımızı açmaya takadimizin kalmadığı, boş boş yüzümüze baktığımız o zamanlardan kalan, biriken o kelimelerimizi- uzat elini(bana değil)- topla, hepsini bir sıraya koy ve bana saçmala.. ama susma!
bilmek istemesem de bilmek istiyorum emin ol.. bilmek istedim, anlat istedim, konuş istedim, aramızdaki şeffaf duvar yırtılsın istedim, sana dokunduğumda hissedebileyim istedim..susmamanı istedim senden..sus olma istedim ama..sustun..
tamamen hani kurgudan uzak, çalakalem yazılmış hikayeler gibi anlamsızdık; anlam bulanıklığımız çoktu, kaostuk. -ağırıma gidiyor konuştukça-
kurtulamayacağım,kurtulacaksam bile zor görünen, yakama yapışan(yükünü hissettiğim, hala ağrıma giden), hayatımın içine sıçıp bıraktığın tek kelimeyle, ruhumu karmaşaya sürükleyen, "bir şey" oldu bana evet..
ama sana
hiç bir şey olmadı...

İsmin 5 ,Öznenin hiç hali..

Gerçekten beni sabrımın son raddesine getiren noktalar o kadar fazla ki hayatımda, artık o noktalarla asla birleşmeyen iki ucu sonsuza bakan paralel doğrular elde etmem mümkün hale geldi..
Sessiz kalmanın en güzel cevap olduğu palavrasını bir kenara bırakıp, önce fısıldayarak, sonra alçak sesle, sonra haykırışla yerimde tepinerek ,üstüne basa basa söylediğim ne varsa, hiçbirinin sinek vızıltısı kadar merak uyandırmadığına (merak diyorum, sinek vızıltısını duyan o sesin nereden geldiğini bulmaya odaklanır kısa bir an da olsa) adım kadar eminim..
o kadar histen arınmış, donuk, karşısındakine sadece sonbaharını yansıtan,
insanlar var ki..
bulanık sularında yüzmekten ruhum boğuluyor...

kayıp ruh hali

geçen haftadan bu zamana kadar, en olmadık şeyleri yaptığımı farkettim..
misal, kalabalıklar arasına karışmak
misal, her gün alkolle haşır neşir olmak
misal, beraberinde her gün evden çıkmak,odama tıkılmamak bunalıma girmemek, hiçbirşey düşünmemek vs ms..
Üzerinde düşünmemek güzel şeymiş ancak bunun olmadık bir zamanda patlama yapmasından yana endişeliyim.. Ya gerçekten önem vermedim ya da yüzleşmekten kaçındım ve önem vermediğime kendimi inandırdım.. ne şans ki, güzel şeyler olacağı konusunda kendimi inandırmışlığım, her türlü bokluğun olduğu-olacağı konusunda inandırmışlıklarımdan daha daha daha azdır.
Yine kısa zaman için de olsa biryerlere, birşeyler bıraktım anı olarak. gelip geçtikçe o yoldan aklıma gelecek..
yağmurdan kaçarken zor bela içeri girdiğimiz o yerde şu an başka bir anı var mesela..ne tuhaf..
unutmayı dilerdim sadece adım atarken o merdivenlerden..
aklıma gelmemiş olmasını..gelmez büyük ihtimalle.
yazarken bile canım yanmıyor..
hala başka şeylere odaklı aklım..
demek…