Kayıtlar

Kasım, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Islanmak..

Resim
Nasıl bir gece biliyor musun? çok yağmurlu ve çok sesli..Ayrıca soğuk..neden yağmur beraberinde hep soğuğu getirir sence? Sigaramın dumanında kirletiyorum yağmuru..Sönmüyor sigaram, tuhaf,üzerime üzerime yağıyor oysa ki..Hala dudağımda, ve hala,hani akıntının biriktiği bir iz oluşur yolun ortasında, işte tam orada ıslanmama çabasından uzakta yürümekteyim..Adımlarım senden uzakta,uzak ta ne ki yağmurun yağdığı her aynı bana oysa..Yine her yer ıslak ve karanlık ve ne kadar benziyor sokaklar birbirine.. Evlerin ışıkları yanmıyor ,pencereden bakan da yok..Ya sen, sen de uyuyor musun sahi, uyanıp baktın mı yoksa? bu arada, senin pencerenden ay da görülmüyordu değil mi? bitti sigaram, hemen bir tane daha yakıyorum..Üstüste asla içmezdim, yanımda olsan şaşırırdın belki, aslında olsan şu anda burada olmazdım..izin vermezdim ki gece yüzüme çarpsın soğukluğunu, yağmur inatla yağsın üzerime.. Kıvrılıp kalabilirdim bir bankın üstünde ya da  Boğaz'ı gören herhangi bir sahil kenarında doğuşunu seyr…

Bilinmeyen..

Resim
herşeyin güzel olacağına inandığım zamanlar canım yandı..birşeylerin yolunda gideceği umudunun kırılmasıyla kalbime saplanan o acıya tepki vermem gerekiyordu. yazık ki bağırıp çağıramam, tepkisizleşirim, bulanıklaşırım, olmam, kalmam.. tükenirim o vakit .. ama ağlarım ve  utanmam da ağlarken, sadece başını omzuna yaslayacağım birisi olmamalı yanımda.. biliyordum ki, bir kişinin yanında ağlamak, İstanbulun ruhsuz kalabalığının orta yerinde ağlamaktan daha fazla küçük düşürücü..zoraki teselli etme çabası birilerinin..çok yavşakça değil mi? derdim, sevgisiz kalıyor oluşumdu, sevecek kimsem kalmıyordu..ben ağlıyordum, insanlar bana zavallı gözüyle bakıyorlardı..kimin umurundaydı ki..güçlü görünüp altında zavallılığı barındırdığım zamanlarımdan ne kadar haberleri vardı? iki damla gözyaşı mı aciz kılıyordu beni..hiç bulamadım cevabını.. daha fazlasını duymak istememe, ne yapacağını bilememe, içinde taşan öfke, ve çok çok büyük bir üzüntü, ağlama isteği de cabası, üstesinden gelememe düşüncesi,…

İstanbul'un Sis Hali

Ne çok sis vardı o gün sahi.. Yanyana oturmuşuz, ayaklarımızı sallandırıp iskeleden, senin geminin geliş yönünü, benim gidişini izleyişimiz saatlerce..ben sendeki sıcaklığın şefkatsizliğinden dem vuruyordum, hava buz gibiydi...bir insan bu kadar "olmayan" olamazdı, yanımdayken değil mi? yalan da olsa inanmak istiyordun; hep bunu söylüyordun sigarandan derin bir nefes çekerek -ki beni hiç öyle isteklice nefesinle sardığını bilmem- rüzgar dumanı üflediğin tarafın tersine esiyordu, senin üflediğin dumanı ben içime çekiyordum ve  benden kendi merhametsizliğini örtecek bir şefkat bekliyordun.. ne kadar adaletsizce.. o gün çok sis vardı evet. Boğazdan kaç gemi geçti o gün, hiç hatırlamam..Rüzgar yoktu ama saçlarım yüzüne çarpıyordu.. ben sana gidelim, üşüyorum dedim. az daha kalalım diye ısrar ettin.. beni de üşütüyorsun bu yüzden demiştin. bu sefer tamamen buz kestim. hava benden sıcaktı. sen uzaktın, yanımdaki adamın gözlerine baktığımda, kendimi göremiyordum..acıydı. Sis vardı, ben …