Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Time to wake up and GO!

ölene dek yaşamak istediğim ama her defasında kaçmayı arzuladığım şehirden bir iki güne kalmaz uzaklaşıyorum.. tek başıma yine. yolun sonunda kollarını açmış bekleyen bir sevgili yok, olsa ondan da ayrılması zor olurdu yok iyi ki de, hayatımın her anını benden iyi bilen bir arkadaş var. Bu arkadaş, arka-daş, arkayı kollayandan gelen arkadaş, güvenebileceğin anlamda.. neyse duygusallığa gerek yok.
kendi hayatımın içinde başkalarına karşı daima güçlü kendime hep ezik oldum. bu bir gerçek. gitmek isteyip gidemediğim zamanlar, bir şeyi isteyip yapamadığım zamanlar daha doğrusu, kendime en güçlü cezaları verdim. nereye ve kime gideceğimin bir önemi yoktu, ne kadar paramın olduğu ve o parasızlığın beni nereye götüreceğinden de.
sadece bir sabah uyanıp, artık bu şehirde yaşamak istemediğime emin olduktan sonra, kalkıp, elimi yüzümü yıkayıp,üstümü giyinip çıkıp gitmek istedim.Belki bir gün yine öyle giderim, nedense gidişlerin de- her anlamda- plansız programsız olanını seviyorum.
bknz: sevgi…
çünkü sen gittikçe adım attıkça şehirlerimden öteye
pamuk ipliğine bağladığım mısralarım
nasıl gelsinler ki peşinden?
o yüzden sevgili..
gitme..
inan ben mısralarımı düşünüyorum
sensiz kalırlarsa
intihar ederler ardından..
ben yine de
ne olur ne olmaz diye
pamuk ipliğine bağladım ama..
sen ona da
pek güvenme..
..

sana söyleyeceklerim vardı.. ama kelimelerimin tükendiği zamana denk geldi..

sırf keyfimden, söyleyeceklerim dilimin ucundayken bile, dilediğim kadar susmayı tercih ederken, kelimelerin boğazıma düğümlendiği o an geliyor sonrasında.
bu sefer, konuşabilmek için, tek bir cümle kurabilmek adına, derin bir nefes çekiyorum..
iki kelimeyi yanyana getirebilmek dünyanın en külfetli işi haline geliyor.
ağzımdan çıkacak kelimelerin yerini, görülmesinden nefret ettiğim gözyaşları alıyor.
sesim duyulsun istiyorum,
olmuyor
benim gözüme uyku girmiyor, uyuyamıyorum mesela, sonrasında güzel çıkmıyorum fotoğraflarda, güzel çıksam hüzün çöküyor gözlerime, göz altlarım çöküyor sensizlikten..güzel olamıyorum ve güzel kalmadım, hala daha eşeliyorum bende kalanları,kalan ben değilim sanki, ben git dememişim ,git diyen bendim sana ama ben de seninle beraber gittim oysaki.. ondan beridir çekmiyorum fotoğraf işte güzel çıkmıyorum yanında olduğum gibi..ve ben gidecek olsam eğer, yalandan adımımı atmam ve geride neler bırakmışım,ne kadar enkaz yaratmışım-merak eder miyim sence- bakmayı düşünmem bile,ki bunlar benim zafer çığlıklarım olamaz, sanmam.. sadece yalan yanlış numaralardan aramazdım seni, ben gidecek olsam, bütün fotoğrafları da atardım yakardım, çünkü ben vardım yanında, ben çektim, objektifin diğer ucundaki bendim ve bana gülümsedin..
ben olsam yerinde..adam gibi gidemedin madem..yakardım fotoğrafları..
"senin gibi"si, "senin beni sevdiğin gibi" si, "benim sana nasıl da aşık olmam gibi" si..
Olmayacaklar listesini sıralıyorum sana..
farkında olmak "gibi"si yok gerçekten..
Beni ne kadar seviyorsun diye sormayacağım sana, biliyorum ne kadar sevmediğini..Kollarını iki yana açıp işte bu kadar diyeceğin bir sevgi yok ortada..
şu an ne dinliyorum, bilemezsin.."

"..bana seni unutturacak bir yer yok bu dünyada"

o ve ben ve kelimeleri..

- sadece sen yaz ben susarım...


Ona hiç sus demediğimi farkettim..her bir kelimesine aşıktım sanırım..bana hikayeler yazmasına aşıktım.o hikayedeki kadına aşık oluşuna aşıktım..
...
yine böyle bir geceydi başladığında ve biterken..
...
ona sus demenin vaktinin geldiğini
artık cümleler kurmadığı zaman anladım..
...
hikaye yazma sırası bendeydi artık
.
- bütün susmaları(n)mda kırıldı can aynalarım -her baktığımda seni gördüğüm - ve kalbimin tekli düzenden senli düzende  çarpmaya yeni yeni alışma çabaları
bu vesileyle
 hiç oldu..

sınır ihlali

Resim
"Yanlış adım attığını bilir insan" öyle mi??  ne zaman yanılır, ne zaman yanılmaz bunu bilebilir..doğru yolu yanlış adımlara kurban etmiş birisi var karşında ne de olsa.. benim hayatım nedir ki senin yanılgılarının yanında?? sadece kalbimin başka atması yeterli, kalbimden beynime ulaşan o garip hissi, -acı veya sızı.. ya da ruh ağrısı evet- duymam yeter.. hiç gözünün yaşına bakmıyorum sarfettiğim onca emeğin ardındaki bana, biliyorum düşeceğimi ve yokedeceğimi her bir zerremi.. biliyorum geceler benim için bir anlam ifade etmeyecek ve uyku girmeyecek gözüme ; hep aynı kabusları örtündüğüm battaniye misali çekeceğim yine üzerime.. neden o anlamsız tekrarlayışlar ismini, adının her harfi, yüzünün her bir noktası, bana bakarkenki sen gözlerimin önünde? ne kadar yakınmışım meğerse uçuruma değil mi ama, her uçuruma giden yol yanlışlıktan mı kaynaklıdır sence? insan bilerek hata yapabilir, yanlış mıdır her hata? aklının ve kalbinin bilinmeyende kalmaması uğruna bütün sınırları ihl…

ikibinonbir

Sevmiyorum tek rakamla biten seneleri, o yüzden sevgili ikibinonbir seni de sevmedim..Sene bitmesi bende ürperme yaratıyor, gereksiz bir stres..Yaşanmayı bekleyen 365 gün var önümde..Yeniden tekrarlanan günler,yeniden yaşanan..Sevmediğim şubat, mart ve kasım aylarının geçmesini beklemek sabırla.. en acı vereni, koskoca bir seneyi bitirip hala aynı kalmak..Hayatında herşey aynı kaldıysa, ki bu bir biblo değil ki vitrinde aynı yerini korusun senelerce, eski yılın bitişini ayık kafayla kaldıramayacağını düşünerek sarıyorsun alkole.. hayır bu sene içmedim. hiç olmadığım kadar ayık kaldım, herşeyin dibine dek farkına vara vara.. ne oldu ki? bende değişen ne oldu onca sene içerisinde? neden bu sene farklı olsun..neden saçma bir ümit taşıyayım içimde, neden yük binsin omuzlarıma.. neden sabahın 3ünde ben bunları yazayım, misler gibi uyumak varken, kabuslarımı hiçe sayarsak.. yeniyıl, bana birşey ifade etmeyeli sen, çok oluyor inan.. artık rakamlarına odaklandım, her bir artan rakamda, ben de yaklaş…