Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Sen ölümüne seversin,
o çabuk ölür.
Senin hayatına açılan kapıların hiçbirini benim anahtarlarım açamıyor.
Bırak yolumuzun kesişmesini, senin merdivenlerin bile bana çıkmıyor. Tek gözümü kapatsam bir yıldızı alabilirim avuçlarıma,
sende o da olmuyor.

Mutlu sonla biten masallar bana acı veriyor biliyor musun? Çünkü mutluluğun mümkün olduğuna inandırıyor beni, sonra bana neden hiç uğramadığını düşündürüyor, bir bakıyorsun aynı yara yeniden kanamaya başlıyor - her seferinde bir öncekinden daha derin-

O yüzden, bana masal anlatma.
Resim
Benim şehrimde sokak lambaları yanmıyor, sadece yıldızlar yön gösteriyor gece olduğunda.. Sokaklarında kayboluyorsun, adresler değişiyor her geçen gün, bir gün gittiğin yoldan ertesi gün gidemiyorsun, çok sevdiğin saat kulesinin yerinde yeller esiyor, onun yerine bahçesinde nar ağaçları dolu bir ev görüyorsun... İçinde yaşayasın geliyor, yanında biri olsun, ister şömine ateşi yakarsın istersen, sırf kestane yemek için üzerine, soba kurarsın.. Herşeyden ikişer tane alırsın, iki tabak, iki bardak, iki çatal, iki kaşık ama bir tane yatak... Uyandığında perdeyi açarsın bazen sokakta oynayan çocuklar görürsün manzaranda, bazen de denizden geçen gemileri..

Çünkü denizleri de çok oluyor şehrimin bazen, sahil kenarlarında iliğine kemiğine işleyen  ve yüzüne çarpan o buz gibi rüzgarı içine çekerken, ayaklarını suya sokasın geliyor, eğer yaz akşamıysa... Kırılmış şarap şişeleri eşlik ediyor bazen, ayağına batmasın diye cam kırıkları önüne bakmaktan manzaraya bakamıyorsun, olsun. Şarap şişeleri…
Üç şey seçildi cennetten: Kelimeler, Aşk, Annelik Duygusu. Kelimeleri Adem aldı. Annelik duygusu Havva'ya kaldı. Ama aşk çok ağırdı.

Şems
Biraz uyusam geçer diyordum aslına bakarsan. Geçmeliydi de, ama uykumda bile uyanıktım
ve geçmedi o yüzden.

Birşeyler geçmeli evet, sen geçmelisin hayatımdan, biraz daha öteye doğru mesela ya da sen kal, ben geçeyim hayatımdan, sana kalsın ne varsa.

Keşke bir kez olsun aynaya bakar gibi baksaydın bana, baksaydın ve aklımın içine girseydin, kalsaydın orda, kalbime inseydin ve görseydin, hatta utansaydın sonra kendinden, utanırdın eminim.

Geçmiyor biliyor musun, geçmeyecek hiçbirşey.
Bizden başka hiçbirşeye, hiçbirşey olmayacak.
Bu gidişle, gidemeyişle, olmayacağız.

Ondan sonra daha çok uyuyacağım,
daha çok geçemediğini göreyim diye.
Göreyim geçemediğini,
kendimden vazgeçeyim sonra diye.
Düş görmeyeyim diye uyumam da belki, bilemiyorum.

Tutunamıyorum.
İşin garip tarafı sen bunların son olduğunu bilmiyordun. Çok güzel bir halde bıraktım seni, güzel gülümsüyordun uyku arasında, yastıktan düşmüştü başın ya da yastığı sen fırlatmıştın- her neyse artık-. Kağıt kalem aradım, buldum uzun uğraşlar sonucu, sonra yazmaktan vazgeçtim, giderken öptüğümde seni uyandırmıştım bir kere hatırladım ve öpmedim. Gidişimi görme istedim, yanına geldiğimi hatırla sadece ve görme yok oluşumu.. Aslında bu çoktan gördüğün bir sondu, belki en başından, bilmiyorum.
Ölüm anında film şeridi gibi geçer derler ya hayatından kesitler, ben son adımlarımı atarken yanından gördüklerim başka, baktıklarım başka. algılarım başka hislerim başka, nasıl parçalandım, inan anlatamam..Aslında adım atarken sokağa bakan kapıya doğru,  ben sana geldiğim ilk günü yaşıyordum yine, sana doğru atıyordum adımlarımı. Baktığım yerleri görmüyordum, nasıl bulandı dünyam. sen huzurla uyuyordun oysa, ve dediğim gibi, güzel bıraktım.
bunların son olduğunu sadece ben bildiğimden, sana son ke…
Mutluluk, Benjamin Button misali,
küçülüyor gitgide..
ve o küçülürken
benim kalbim hala kocaman kalıyor yanında
yer yer boşluklarıyla.