Kayıtlar

Temmuz, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Sana mısraları düşmüş şiirler yazardım ben, sen bir kere gittiğinde.
O bir kere gidişin çok büyük devrim olmuştu kendi adıma, bir noktalık kadar yerde kocaman bir hayat sürmek zorunda kalmış gibi hissetmiştim kendimi.
Mısralar gibi; ben de düşmüştüm
Ve hiç bir dize yerli yerine oturtamıyordu hayatımı,
anlam katamıyordu,
sen olamıyordu,
seni getirmiyordu.

Yanımda buz tutmuş kahvemle beraber sana bu satırları yazmazdım sen gitmeseydin.
En sevdiğin film neyse onu açıp izler, sen hep bir sonraki sahnede olacakları söylerdin, bazen replikleriyle beraber üstelik.
Çok sıkılır ama hiç belli etmezdim; film yerine seni izlerdim; bir kere dönmüş olsaydın bana eğer.

Alt tarafı bir kere gittin ama hiç gelmedin be sevgili.
Bir kadına vereceğin en büyük ceza emin ol,
çocuklarımızın gözlerinin renginden huylarını kime alacağına kadar tartışıp,
sonra yarı yolda bırakmak.

Yeni bir gidiş daha.. Efsane bir bavul hazırladım kendime son senelerin en huzurlu yolculuğu olacak.
Gönül isterdi ki dönmeyeyim ama şu an orasını düşünmüyorum. Nefes almaya ihtiyacım var, aldığım nefesi değiştirmeye ihtiyacım var, başka yerlerde uyuyup uyanasım var, başka patikalarda yürümeye başka ağaçların gölgesinde dinlenmeye, başka denizlerin yıkadığı sahillerde çıplak ayakla yürümeye..

Biliyorum yaz için okumaya pek uygun kaçmayacak-özellikle son dönemlerdeki çerez yazarların kitapları bestseller olmuşken- ben denizin kokusunu içime çeke çeke Dostoyevski romanları bitireceğim..

Sadece kendimi alıp gidiyorum; ne kırık kalbim var taşıyacak ne unutulmaya yüz tutmuş adamların hayali.. Sadece ben varım.
Ne büyük lüksmüş gerçekten insanın kendisiyle ve kendine kalması.

Ekimde alacağım 27. yaşa hazırlanıp döneceğim.