Önce aklımı uyutuyorum ben- ki düşünmeyeyim. Sımsıkı kapattığım, önüne karanlığımı gardiyan koyduğum o kapılarımı başka türlü açmama imkan yok.
Kalbimi uzun zaman önce ölüm uykusuna yatırdığım bir gerçek. Ama artık uyandığı yetmezmiş gibi en sıkısından tekmeler savuruyor,debeleniyor ve ben duyuyorum acısını. Duyuyorum ve üzülüyorum onun adına; her zamanki umudunu kaybetmemiş olmasına ve benim bir daha aynı şekilde sevemeyecek olmama..
Ve ben ne kadar periyodik sıralamaya göre ezberlediğim o acıların aşamalarını bir daha yaşamamaya dirensem de, kalbimin beni yine hataya düşüreceğini biliyorum. Ve o hataya düşmenin bana- yine- bulutların üzerinde yürümek gibi görüneceğini de, daha önce hiç sevmemişim gibi bir heves, ilk kez o merdivenlerden çıkıyormuşum gibi bir umut ve düşsem bile uçuyormuşum hissi vereceğini de biliyorum..
Geçmişteki kullan-at acıları yaşayan ben değilmişim gibi, hatta kullan-at hayata (az kalsın) geçiş yapacak olan ben değilmişim gibi hissettireceğini de..
Aynı raddeye beni onlarca kez getirip, sonunda marifetmiş gibi girdaba sürükleyip orada bırakacağını da her bokunu biliyorum..
Kalbime sırayı verme sebebim, her şeyi hücresine kadar düşünmekten yorulmuş olmam.. Düşünmekten yorulmam, yorulmaktan yorulmam...
Gelmeyen gelecekten yorulmam ve artık umutsuzluğun ağırlığını kaldıramıyor olmam..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar