Zaten ben hep yozlaşmış, içi geçmiş zamanlara denk gelirim. Sevdiğim isimlerin sonuna ekleyemediğim iyelik eklerine bir yenisini ekler; açılamayan kapılara öyle bakakalırım.
Gözümün önüne en ufak ihtimal kırıntısını dahi getiremez; kendi kendime kıçımla gülerim böyle zamanlarda. İstemsiz flaşbekler beynimi siker, unutmaya çalıştığım bir geçmişimin ve onun da sindirmeye çalışacağım bir geçmişinin olması meteor gibi düşer beynime. Beynime düşer çok çarpışırlar orada ve arasında ben ezilirim. Hiç bir hisle dolduramayacağımı bildiğim yer yer boşluklar bırakırlar bende.
Bu zamana kadar hepsinin geçmişi kedilerin kuyruklarına bağladıkları tenekeler gibi peşlerine takılıp en güzel olacak zamanlarımızı ölü zamanlara çevirdi çünkü.Ve ben de bu zamana kadar tüm yanlış zamanları kendi lehime çevirmeye çabalamaktan başka hiç bir şey yapmadım.. Benim için tüm doğru zamanlar hep çöp muamelesi gördü, hepsi acımasızca zaman aşımına uğradı, heveslerim katlanarak çürüdü ve sonra kendimi sızacağım kadar aralık bulabildiğim her ihtimalsizliği değiştirmeye çalışırken buldum.
Bu saatten sonra yapacağım birşey yok, kalmadı. Çünkü içine düştüğüm bu kısır döngüden çıkış yollarımın hepsi lambaları patlatılmış çıkmaz sokaklara bakıyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uzayıp giden paragraflar..